Netanyahu provokasyon hazırlığında

2

Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanması

tüm dikkatlerin iç politik tartışmalara odaklanmasına yol açtı ama dışarıda Türkiye’yi yakından ilgilendiren çok kritik gelişmeler yaşanıyor. Washington-Ankara hattında artan bir diplomasi trafiği var. Suriye’de,

perde gerisinde

, İsrail Türkiye’ye, Türkiye

de İsrail’e yakın markaj uyguluyor

. Önümüzdeki günlerde su yüzüne çıkması beklenen bir gerilim, işaretlerini göstermeye başlıyor.
Öte yandan,

SDG’nin Şam’la masaya oturması önemli ama bu anlaşma Ankara’yı bağlamıyor

. Bu gelişmelerin hepsi birbiriyle ilintili. Bu yazıda SDG-Şam anlaşmasıyla ilgili önemli gelişmelere değinecektim ancak önceki gün İsrail’den gelen bir haber odağımın değişmesine neden oldu. Şimdi şu İsrail meselesine odaklanalım. Çünkü o konjonktürel olarak daha öncelikli bir hale geldi.

ABD SURİYE’Yİ KİMİNLE ELE ALACAK?

Güvenlik konularında yol almak için ABD’nin -özellikle- Suriye politikasını netleştirmesi gerekiyor. Washington’un ülkedeki askeri varlığı, terör örgütüyle kurduğu ilişki, İsrail politikalarına verdiği destek gelişmelerin sonuca bağlanmasını önlüyor. Trump, göreve geldikten sonra enerjisinin önemli bir kısmını Ukrayna ve Gazze (biraz da İran) meselelerine ayırdı. Bu konularda politikası netleşmiş bulunuyor.

Suriye konusunda ise ne yapacağı belirsizdi. Esad rejimi devrildikten hemen sonra Netanyahu yönetimini, “Şam aleyhine açıklama yapma” diye uyarması bir işaretti. SDG’yi Şam’la masaya oturtması da Suriye’de İsrail pozisyonundan ayrışacağını gösteriyordu.

ABD Başkanı Trump, Suriye meselesini Ankara’yla ele almak istediğini

“Suriye’nin anahtarı Türkiye’de” açıklamasıyla göstermişti. Bu tercih, İsrail’de alarm zillerinin çalmasına neden oldu.

TRUMP’LA KONUŞMA ZAMANI GELDİ

Bu hafta başı itibarıyla Washington’un -PKK ile kurduğu ilişki dahil olmak üzere- Suriye dosyasını netleştirmeye başlayacağı söyleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın

geçtiğimiz hafta Trump’la yaptığı -uzun- görüşme, zamanlama açısından bu yüzden önemlidir. Görüşmenin içeriğine ilişkin ABD tarafından ilk açıklama

Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff‘tan

geldi. “Harika bir görüşme yaptılar. Bence iyi şeyler geliyor” sözleri Witkoff’a aittir.

Fox News’te

yer alan bir haber, görüşmenin Washington’daki yansımalarıyla ilgili fikir verir. Haberden anladığımız kadarıyla “Trump, Türkiye’ye dönük yaptırımların kaldırılması, F-16 satışının gerçekleşmesi ve F-35 konusunun kaldığı yerden devam etmesi düşüncesinde.” F-35’in, S-400’lerin kullanım dışı tutulması halinde gündeme geleceği detayı haberde özellikle vurgulanmış.
Görüşmenin ardından pozitif bir gelişme yaşandı. ABD, Rus gazına dönük yaptırımlar konusunda

Türkiye’ye tanıdığı muafiyeti Mayıs ayına kadar uzattı

. Bu bir çıktıdır.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın

bugün başlayacak ABD ziyaretinin de bu görüşmede kararlaştırıldığı anlaşılıyor. Bu seyahat,

Trump döneminde gerçekleştirilen ilk ikili ziyaret olacak.

ABD’deki muhataplarla ikili ilişkiler, Suriye/terör, Gazze ve İsrail konuları ile yaptırımlar meselesi ele alınacak. Ziyaretin bir yönü de Erdoğan-Trump yüz yüze görüşmesi için hazırlık çalışmalarını ilgilendiriyor.

İSRAİL SURİYE’DEN ÇEKİLMELİ

Suriye’de birbirine zıt iki yaklaşım mücadele ediyor. Bir tarafta Suriye’nin bir kısmını güvenlik kisvesiyle işgal eden, kaotik düzenin devamını isteyen, bu kapsamda ülkenin dört kantona bölünmesi politikasını sürdüren İsrail var. Tel Aviv’in bu kapsamda ülkedeki Dürziler ve kuzeydeki SDG yapılanmasıyla dirsek temasında olduğunu daha önce yazmıştık. Diğer tarafta göç, güvenlik, refah ve toprak bütünlüğü kriterlerini gözönüne alarak,

Suriye’deki istikrarı ulusal

güvenlik meselesi olarak yorumlamaya başlayan Türkiye konumlanıyor.

Türkiye, İsrail’i Suriye’den çıkarmadan

ya da İsrail, istikrar bozucu pozisyonunu terk etmeden ülkede suların durulmayacağının farkında. Tersten bakarsak, İsrail de bölgede artan siyasi ve askeri Türk varlığını, yayılmacı hedeflerinin karşısındaki en büyük engel olarak görüyor.

Bu iki zıt bakış açısının yakın ya da orta vadede karşı karşıya gelmesi kaçınılmaz.

Bu yüzden İsrail Türkiye’nin, Türkiye de İsrail’in Suriye’deki askeri, siyasi, diplomatik hareketliliğini yakından takip ediyor. Öyle ki… Şara’nın Ankara’ya geldiği gün

Reuters’e Türkiye’nin ülkede askeri üs kurmaya hazırlandığı (Palmira ve T4 üsleri) bilgisi

“bölgesel istihbarat kaynakları” tarafından sızdırılmıştı. Bu kaynağın muhtemelen

MOSSAD

olduğunu vurgulamıştık.

ZAMANLAMA “DİKKAT EDİN“ DİYOR

Netanyahu yönetimi, Ankara-Washington hattında filizlenen diyalogdan endişeli. Erdoğan-Trump görüşmesini engellemek için çok uğraştılar, ancak başaramadılar. Bu görüşmeden sonra iki şey oldu. Bir. İsrail’in Suriye’deki askeri hareketliliğinde artış yaşandı. İki. Önceki gün ”Netanyahu’nun Türkiye’nin Suriye’yi kontrol altına almasından endişe ettiği,

Türkiye odaklı bir güvenlik zirvesi düzenleyeceği”

bilgisi İsrail medyasına sızdı. İsrail medyasına ”Türkiye ile bir çatışmanın kaçınılmaz olduğunu vurgulayın” tavsiyesinde bulunmuşlar (Daha önce yayınlanan

Nagel Komitesi raporuyla

paralel bir gelişme.)
Bu gelişmenin zamanlamasına bakalım: ABD Suriye politikasına şekil vermeye başlıyor. Üstelik bunu Ankara ile konuşarak yapıyor.

Tel Aviv, Suriye’deki gelişmelerin kendisi açısından kontrol dışına çıktığı düşüncesine kapılıyor.

O halde? Tam da bugünlerde Netanyahu, Türk-Amerikan diyaloğunu baltalamak,

Trump’ı Ankara’ya mesafeli bir pozisyon almaya zorlamak için Suriye’de bir provokasyona imza atabilir.

Tedbirli olmakta fayda var.

Mehmet Şimşek